Tarih Bekliyor

Baideng’te yaktı Metehan kutlu ateşi

İslam’la müjdelenip oldu bir gazâ nefesi

Aşina peşinde bitmez cihangirlik hevesi

Nizam-ı alem içindir vefalı Türk’ün töresi


Mâverâünnehir, Horasan, şanlıdır âkıbet

Malazgirt’te Alparslan için belli istikamet

Hoca Yesevi vermis Oğuz’a nice işaret

Diyar-ı Rum’u Anadolu yapan bu hikmet


Sırpsındığı, Kosova, Niğbolu, Varna

Kafir Haçlının kalbinde koca bir yara

Fatih’in ordusu köhne Bizans surlarında

Çağ açıp kapatır Romanos kapısında


Belgrad, Mohaç, mefkûremiz Viyana

Kutsal (!) Şarlken korkar çıkmaz meydana

San Pietro Türk için kadim kızıl elma

Kanuni Papa’yı titretirken sanki atası Atilla


Türkistan’da Turan kılıcını bilerken Enver

Mustafa Kemal Sakarya’da Yunan tepeler

Ne zaman onlar Türk’ü bitirip yok ettik der

Şehadet en büyük şeref, tarih bizi bekler


Süleyman Armağan Er

 
 

Turan

Mefkûremiz ezelden beri Turan

Bu yolda can vermiş nice kahraman

Katlimize verilmişse bile ferman

Varlığımız Kızıl Elma'ya ayân


Özbek, Oğuz, Kırgız, Kazak

Hepsi aynı od, tek bir ocak

Açılınca yeniden Kurt başlı sancak

Süreriz atlarımızı sökmeden şafak


Varsın bu cihanda kimsesiz kalalım

Ülkülerin en yücesi için uçmağa varalım

Dizlerimizi başbuğların önünde vuralım 

Ömrümüzde bir defa bahtiyar olalım


Ağlar anavatan Rumeli hisli hisli 

Bekler akıncı ruhları o kutlu nesli

O nesil ki Rodos, Girit, Tripoliçe'yi bilmeli

İstikbâlde Orhun'la Tuna'yı birleştirmeli


Ankara, Bakü, Kerkük, Tebriz

Cinste Türk, lisânda biriz 

Buluşunca Ötüken’de hepimiz

Kür Şad’ın ruhu belirir sessiz


Gelin Horasan’dan bozkırı aşalım

Altaylar’ın şâhikasında buluşalım 

Tekrardan Çin Seddi'ne yarışalım

Irkımız için delice vuruşalım


Süleyman Armağan Er

Anadolu

Tuğrul ile Çağrı bir kartalın iki yüce başı

O kartal ki Malazgirt’te ırkımızın yoldaşı

Tuğu kaldırdı ordular, değişti tarihin akışı

Anacak neslimiz çağlar boyu o savaşı 


Kırılsın kilitler, açılsın kapılar, gidelim 

Atlarımızı Türkistan’dan İznik’e sürelim

Derviş olup Horasan’dan gelelim

Hakkın sırlarına Diyar-ı Rum’da erelim


Bu göklerden gelen ilahi bir dilektir 

Anadolu’nun Türkiye olması felektir 

Türk’ün töresini yaymak kutlu emektir

Bu ülkü için çelik yürekler gerektir


Bil ki dileğin sönmeyen bir ateş olmalı 

Demir dağları eritecek kadar yanmalı

Sen ki milletini kör kuyulardan çıkarmalı

Sonra Mete’yi, Alparslan’ı, Fatih’i anmalı


Sandığından yakın Seyhun, Ceyhun ırmakları 

Unutma evvelce giden adı olmayan ruhları 

Göz kırpmadan çekmeli kınından kılıçları 

Yurt için sel gibi akmalı soylu Türk kanları


Süleyman Armağan Er

 
 

Türk Tasavvuf/Tekke Edebiyatına Saygı

Başında altın tac olsa ne fayda imiş

Saltanat bir selâyla toprak altında biter

Derviş yollarda meşk edip tutuşmuş

Mâşukun elinden bir damla su ister


Gâfil mâl ü dünyâyı dâim sanmış

Son nefesle dâru’l-bekâ bizi bekler

Şu fânî gök kubbe erenlere dar gelmiş

Ruh Hak deryâsında ferahlamak ister


Divane derviş gam-ı aşkınla kavrulmuş

Abdal gibi cânân peşinde koşmak ister

Hüda emâneti gövdemde durmaz olmuş

Mecnûn gibi çöllerde teslim olmak ister


Deli gönlüm cihandan âzâde olmuş

Han-ı dünyada kervân-ı mevti bekler

Mâşukumu ararken yolum kaybolmuş

Bu âciz kul Yunus gibi yanmak ister


Âşık dünyevi hevesten âmâ olmuş

Gül bahçesinde derdine dermân ister

Vusladı ararken cânı terk etmiş

Süleyman hayâlden uyanıp şaraptan ister


Süleyman Armağan Er